|
|
ROMATİZMA Nedir?
Romatizma kelimesi, Yunanca "rheuma" kökünden gelir. Bu kelime herhangi bir vücut sıvısının akışını, kanın yürümesini ifade eder. Romatizma, kemikleri, eklemleri, eklem çevresi dokuları, hata sinir köklerini etkileyen bütün hastalıkları adlandırmak için kullanılır. Bir başka deyişle, kaslarda ve özellikle eklemlerde kendini gösteren ağrılı hastalıkların genel adıdır.
Ağrı, tüm vücutta mevcut özgül alıcıları, yani ağrı ve acı alıcılarını uyarmanın bir sonucudur. Bu uyarımın iki kaynağı olabilir: ağrı alıcılarının gerilmesi, uzaması veya sıkışmasıyla meydana gelen mekanik uyarı ve iltihap aracıları yoluyla, bir iltihap esnasında ortaya çıkan kimyasal uyarı. Belirli sürelerle tekrarlanan, hareket edince artan ve dinlenince yatışan mekanik ağrılarla (artoz ağrıları), iltihabın ilerlemesine bağlı olarak gece şiddetlenen, sabahları da bir kasılmayla birlikte hissedilen (iltihabı ağrıları) birbirinden ayırmak gerekir.
Romatizmal hastalıkları sınıflandırmak uzun ve çapraşık bir iştir; çünkü çoğu basit bir etyoloji göstermediği gibi lezyonların yapısı da kesin bir özellik taşımaz.
Nedenleri
Romatizma hastalığının önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Genetik yatkınlık bazılarında önem taşır (ailede kalıtsal romatizma öyküsü). Bunun dışında eklemlerde yükü artıran şişmanlık ya da damar yapısını bozan sigara kullanımı ve alkol gibi dış etkenlerin engellenmesi de romatizmalı hastalar için yararlıdır. Bazı romatizmal hastalıklar; kalp, akciğer, böbrek beyin vb. gibi iç organları da etkileyebilirler. Çoğunlukla bulaşıcı mikrobik değillerdir. Romatizma hastalığı her yaşta görülebilir.O yüzden bir yaşlılık hastalığı olarak düşünülmemelidir. Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda daha sık görülmektedir. Bununla birlikte erkeklerde daha sık görülen (spondiloartritler, gut, sistematik lupuz eritematouzus) gibi hastalıklarda vardır.
Belirtileri
Bağ dokusu dediğimiz bu doku, özellikle bazı kişilerde daha fazla soğuk ve neme karşı duyarlıdır. Bazı insanlarda herhangi bir hastalık oluşmadan da soğuk ve nem ile ağrılar, ellerde şişmeler, sabah tutukluğu gibi belirtiler görülebilir. Bazen bir romatizmal hastalığın çıkması ve yerleşmesi çok uzun bir süre alabilir. Böyle durumlarda hastanın ilk şikayetleri teşhis koymaya yeterli olmayabilir. Ancak ilerleyen zaman içinde yeni bulgular ortaya çıkar ve teşhis konulabilir.
Başlıca romatizmal belirtiler:
• Eklemlerde kızarıklık, şiş, ağrı, sıcaklık, ısı artışı, eklem hareket kaybı
• Kas, kemik ağrıları
• Halsizlik, sabah tutukluğu, ateş
• Deri döküntüleri, deri altı yumruları (nodüller), renk değişimleri
• Ağızda yaralar
Toplumda en çok görülen romatizma türleri
• Osteoartrit
• Romatoid artrit
• Yumuşak doku romatizmaları (fibromiyalji, boyun ağrısı, bel ağrısı)
• Osteoporoz
• Akut eklem romatizması
• Spondiloartrit
Tedavi
Bütün hastalıklarda olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için erken teşhis ve tanı çok önemlidir. Çoğunlukla erken dönemde teşhisi zordur. Ama bir romotoloğun gözleminde hastalığın gidişatı gözlemlenerek doğru karara varılmalıdır. Çünkü belirli zamanlarda romatizmal hastalıklar değişiklik gösterebilmektedir. Bu yüzden teşhisi ve tanısı bazı durumlarda gecikebilmektedir.
Romatizmal hastalıkların bir bölümünde hastalık müzmin bir şekilde sürebilir. Bu durumda tedavinin uzun süreceği ve verilen ilaçların hekim kontrolünde devam ettirilmesi gerekmektedir. Yapılan tedaviler hastalığı tam olarak iyileştirmese de günlük yaşamınızı ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Bu hastalıkları kavramak için, hareket sisteminin (iskelet, eklemler ve eklem çevresi yapılar) anatomisini tanımak gereklidir. Bilgisayarlı tomografi, nükleer manyetik rezonans gibi yeni inceleme yöntemlerinin ortaya çıkmasıyla romotolojik hastalıkların teşhisinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Aynı zamanda, genel ve yerel olarak yapılan romotolojik tedavilerin etkinliği de önemli ölçüde artmıştır. Son yıllarda geliştirilen ilaçlar büyük ölçüde tedavilerin olumlu bir şekilde sonuçlar vermesini sağlamıştır. Genellikle yaşlılarda çok sık rastlanır.
|
|
|
|
|
RHEUTRO - Biyolojik özellikleri
• 20 değişik bitkiden Fuomlife formülü ile üretilen RHEUTRO romatizma tedavisinde hastalığı bağışıklık sistemine tanıtarak tedavi sürecine yardımcı olmaktadır.
• Fuomlife doğanın tedavi yasasına göre geliştirilmiş bir etkinliğe sahiptir.
"Hastalığa değil, hastanın bütününe etkilidir."
• Kullanmaya başladıktan sonra 1-3 gün içinde kendinizi biraz daha kötü hissetmenize neden olan hastalık belirtilerinde artış olabilir. Bu durum vücudun kendini yeniden ayarlamasının bir belirtisi olarak kabul edilir. Çünkü hastanın genel sağlık dengesi yerine geldiğinde vücut kendi kendini çok daha rahat tamir ve tedavi edebilir. Bu süreçle karşılaşıldığında ürün kullanımına kesinlikle devam edilmelidir.
• Cerrahi müdahale gerektirmeyen, geriye dönüşümü olan vakalarda ve tıbbın bütün dallarında kullanılır.
• Doğal tedavi yöntemleri Amerika ve tüm Avrupa ülkelerinde 200 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır.
RHEUTRO - Kullanım Alanları
Doktorunuzca teşhisi konulmuş;
• Akut romatoid artrit, kronik romatoid artrit,
• Ankilozan spondilit,
• Kas romatizması,
• Omurga ve eklemlerim mekanik ve dejeneratif harabiyetine bağlı iltihaplı durumlarda,
• Kas ve iskelet sisteminin romatizmal hastalıklarının tedavisinde yardımcı gıda takviyesidir.
Kullanım şekli ve dozu:
Erişkinde;
• 16 yaş üstü : günde 3 kez aç karnına 10ml
• 11 - 16 yaş arası : günde 3 kez aç karnına 7.5ml
Çocuklarda;
• 06-11 yaş arası : günde 3 kez aç karnına 5ml
• 2 - 05 yaş arası : günde 2 kez aç karnına 2,5ml Ağızda çalkalamak suretiyle içilmesi (sublingual) etkinliği artırır.
• 3 - 23 ay arası : günde 2 kez Anne sütü, mama ve benzeri gıdaların içine yarım çay kaşığı ölçüsünde alınmalıdır.
Kullanım Önerileri
• Fuomlife ürünü alınmasından 20 dakika önce ve sonrasında bir şey yiyip içilmemelidir.
• Kullanımdan sonra ağız su ile çalkalanmamalı ve sigara içilmemelidir.
• Fuomlife ürünlerinde etkinlik, hastalığın akut ve kronik olma durumuna göre 2 ile 4 hafta arasıdır.
• Doktorunuzca önerilen kullanmakta olduğunuz ilaçlarla birlikte alınmasında sakınca yoktur. Bildirilmiş ilaç etkileşimine rastlanmamıştır.
Bitkisel destek ürünlerinin en uygun koşullarda üretilmeleri ve gerekli güvenlik koşullarını taşımaları halinde kullanılmaları gerektiği unutulmamalıdır. (Ref: Medicines and HealtCare Products Regulatory Agency UK-http://www.mca.gov.uk)
Ticari takdim şekli ve ambalaj muhtevası:
Fuomlife Rheutro 200ml oral süspansiyon olarak PE şişede ve ölçü kabı ile karton kutuda sunulmaktadır.
Doz aşımı:
Bünye ihtiyacı kadarını aldıktan sonra gerisini idrar ve bağırsak yoluyla dışarı attığından vücutta birikimi söz konusu değildir.
Saklama koşulları:
Buzdolabında veya 25° aşmayan sıcaklıkta muhafaza ediniz. Direk güneş ışığından koruyunuz. Kullandıktan sonra şişe kapağını kapatmayı unutmayınız.
|
|
|
|
RHEUTRO Bitkileri
Ürünümüzde aşağıdaki bitkilerin gıda değerlerine bağlı olarak vücuda takviye sağlayabilecek optimum molekülleri kullanılmıştır.
|
|
|
MÜRVER - sambucus nigra
Özellikleri ve Bileşimi:
Çiçekler; sambunigrin glikozidi, rutin, eterik yağ, kolin, vitamin C, organik asidler, glikozidli maddeler, reçine tanenler. Kuru yapraklar; sambunigin, eterik yağ, aldehidler, taze yapraklarda fazladan vitamin C ve provitamin A, tanenler, sambusin. Kabuklar; eterik yağ, kolin, fitosterin, valerian asidi, tanenler, reçine. Meyveler; boyama, demir, hrizantemin, sumbusin, sepi maddeler, karbon ve amino asidleri, vitamin B- kompleks, meyve asidleri ve şekerler.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Antienflamatik / iltihaplanmaları önleyici, antihemolitik / hemoliz önleyici, antihiperglisemik / kan şekerini düşürücü, hafif kabız yapıcı, romatizmal ağrıları hafifletici, terletici.
|
|
|
|
|
KEDİ NANESİ NEZLE OTU - nepeta cateria
Özellikleri ve Bileşimi:
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu bilinmemekte: ülkemizde iç ve Doğu Anadolu bölgelerinde doğal olarak yetişmektedir. 50-100 cm. boylanabilen, çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Dört köşe kesitli, boydan kabarık çizgili, hafif tüylü, keskin acı kokulu ve yeşil renkli gövdesi dallara ayrılan yapıdadır. Kalp biçiminde, üzeri sarı lekeli, kenarları dişli ve gri-yeşil renkli yapraklarının altı ince tüylü olup çiftler şeklinde dizilmiştir. Bu yapraklara dokunulduğunda, ele nane kokusu siner. Kediler bu kokuyu pek sevdiğinden bitkiye sürtünür ya da bitkinin üzerine yatarlar. Kedinanesi mavimsi-mor renkli, beyaz noktalı, keskin kokulu çiçeklerini yaz mevsiminde başaklar oluşturarak açar. Oval biçimli, kahverengi minik tohumlarının bir ucunda beyaz benek vardır. Güneşli ya da az gölgeli yerleri, süzek toprakları seven bitki, her türlü toprakta yetişmekte ve tohumlarıyla çoğalmaktadır, istenirse ilkbaharda bitki bölünerek çoğaltılabilir ve kedilerden korunarak yetiştirilir.
Kedinanesi bitkisinde strenellol, geraniol ve sitral adlı maddeleri içeren uçucu yağ, acı esanslar, tanen ve C vitamini bulunur. Nane kokulu yaprakları ve körpe sürgünleri bazı yerlerde salatalara katılır. Çeşni vermesi için yaprak ve sürgünleriyle etler ovulur. Kedinanesi, bulunduğu bahçelere bal arılarını çeker.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Midevidir: Mide rahatsızlıklarını ve sindirim güçlüklerini giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Mide kramplarını çözer.
• Spazm çözücüdür.
• Çocuklarda diyareyi giderici.
• Yatıştırıcıdır. Bedeni rahatlatarak gevşetir.
• Uykusuzluk durumunda kullanılır. Kısa zamanda uyku getirir.
• Geleneksel olarak kullanılagelen soğuk algınlığı ve grip ilaçlarından biridir.
• Güçlü terletici etkisi bulunduğundan bronşit gibi hastalıklarda, ateşlilik durumlarında kullanılır ve kısa sürede beden ateşini düşürür.
• Kedinanesi bitkisinin doku ve damar büzücü etkisi vardır. Çıbanların tedavisinde kullanılır.
• Antiseptik (mikrop kırıcı) etkisi bulunur. Akne tedavisinde etkili olur.
• Şakakta duyumsanan rahatsızlığa ve baş ağrılarına iyi gelir.
• Çıban tedavisinde kedinanesinin körpe yaprakları ve çiçekli başağı ezilip kullanılır.
|
|
|
|
HUŞ AĞACI - betula Sp.
Özellikleri ve Bileşimi:
Gövdeleri dik, silindirik ve yüksektir. Kabuk gençken beyaz, sonradan yer yer siyah lekelidir. Dallar sarkıktır. Yaprakları saplı, oval şekilli, kenarları dişli, üst yüzü koyu, alt yüzü açık yeşildir. Erkek çiçekler sapsız, uzunca silindir şekilli ve sarkık tırtıllar hâlindedir. Her taşıyıcı yaprağın koltuğunda üç çiçek bulunur. Dişi çiçekler saplı, silindirik, sarkık ve erkek tırtıllardan daha kısadır. Meyveleri esmer renkli, tek tohumlu ve iki kanatlı yalancı bir fındıksıdır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Bitkinin kullanılan kısmı kabuk ve dallarından elde edilen katran ve yapraklardır. Katranın bileşiminde tanen, kserol ve kreosol gibi çeşitli fenoller vardır. Dıştan deri hastalıklarında, veterinerlikte hayvan yaralarına antiseptik olarak kullanılır. Ayrıca romatizmaya karşı da kullanılır. Yaprakları da idrar azlığı, ödem, romatizma, nikris ve idrar söktürücü olarak kullanılır.
|
|
|
|
GEYİK OTU - satureja montana
Özellikleri ve Bileşimi:
Baharat ve eterik yağ (yağ, esans) içerir. Çiçekleri iki dudaklı, üst dudak iki loplu migfer gibi, alt dudak üç loplu, geri kısmı çan şeklinde, ortasından 4-6 adet dölenme tozluğu çıkar ve çiçekler yaprakların sap dibinden çıkar.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Sater esansı (eter yağı ) bağırsak enfeksiyonu, bağırsak kurtları ve solucanları, bronşit, astım, kulak çınlaması, halsizlik ve erkeklerdeki ikdidarsızlğa karşı kulanılır.
|
|
|
|
|
NAR ÇİÇEĞİ- punica granatum
Özellikleri ve Bileşimi:
Nar ağacının kök, gövde ve kabuklan nişasta, mannit, reçine, tanen ve birtakım asitlerle alkaloitler içerir. Narın çiçeğinde ve meyvesinde ise meyve şekeri, potasyum, magnezyum, C vitamini ile eser miktarda diğer mineraller bulunur. Nar, meyve olarak yenildiği gibi sıkılıp suyu çıkarılarak, şerbeti ya da şurubu yapılarak tüketilir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Nar kabuklarının infüzyonu peklik vericidir. Narın çiçek ve tohumlarının sıkılmasıyla elde edilen su da aynı amaçla kullanılır.
• Olgun nar meyvesinin sıkılmış suyunun içilmesi ya da tanelerinin yenilmesi idrar söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı ve güçlendirici (tonik) etkiler sağlar.
• Doku ve damar büzücü etkileri nedeniyle, nar meyvesinin kabuklarının kurutulup toz halinde öğütülmüş hali, yaralarda kanı kesici olarak kullanılır.
• Aynı tıbbi nitelikleri nedeniyle, bu kabuklardan elde edilen dekoksiyon ağır diyare ve hatta dizanteriye karşı kullanılabilir.
• Romatizmal ağrıları hafifletici, terletici.
|
|
|
|
SÖĞÜT - salix Sp.
Özellikleri ve Bileşimi:
Söğüt (Salix), söğütgiller (Salicaceae) familyasından Salix cinsini oluşturan boylu ağaç veya bodur çalı halinde, çoğunluğu kışın yaprak döken, ender olarak da her dem yeşil kalan odunsu bitkiler. Söğüt ağacı kabuğundaki aktif madde Salisin'dir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Ateşi düşürür. İshali keser. Kanamayı dindirir. Mikropları öldürür. İştah açar. Vücuda kuvvet verir. Romatizma ağrılarını dindirir. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Uykusuzluğu giderir. Sinirleri yatıştırır. Aybaşı kanamalarını düzenler.
|
|
|
|
GİNSENG - panax ginseng
Özellikleri ve Bileşimi:
Çinliler tarafından en az 2000 yıldan beri sağlığa yararlı özellikleri bilinen ginseng bitkisi, panaksosit adı verilen glikositleri, saponin ile B ve D grubu vitaminleri içerir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Afrodizyaktır: Cinsel yetersizliğe karşı kullanılır.
• Toniktir: Akılsal ve fiziksel gücü artırır.
• Uyarıcıdır: Yorgunluk, güçsüzlük ve strese karşı dirençsizlik sorununu ortadan kaldırır.
• Kişinin fiziksel performansını ve hayatiyetini artırır. Onu fiziksel yönden zirveye taşır.
• Merkezi sinir sistemini güçlendirir.
• Düşük tansiyonu normal düzeye çıkarır.
• İştahı açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcıdır.
uyarı: Ginseng alımı bazı kişilerde baş ağrısına neden olur.
|
|
|
|
|
GELENEKSEL GİNKO - ginkgo biloba
Özellikleri ve Bileşimi:
Geleneksel Uzakdoğu tıbbının ve kültürünün en önemli bitkilerinden , Ginkgo Biloba bitkisi dünyada 1,500,000 (milyon) yıllık tarihe sahiptir uzmanlar Gingko Biloba bitkisini yaşayan bitki fosili ve çağlar boyunca da kutsal ağaç olarak bakmışlardır. 1945 yılında GUNG DAW da atom bombası patlamasından sonra tek hayatta kalan bitki Ginkgo Biloba bitkisidir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Beyine giden dolaşımı arttırarak hücre ölümünü engeller.Beyin hücresini yenileyen tek madde olarak da bilinir.Mitokondriye ait solunumu arttırır, ödemleri yok eder.Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur.Zihinsel fonksiyonları arttırır.Alzheimer hastalığını önler.Beyin, kalp ve bütün vücudumuzun daha iyi oksijen almasını sağlar.Kalp kaslarını güçlendirir hastalıklara karşı direncini arttırır.Vücudu kansere karşı korur.Kas ağrılarını azaltır (tansiyon) kanbasıncını dengeler kanın pıhtılaşmasını (kolestrol) engeller.Antioksidon özelliği sayesinde, tüm vücudun korunmasına ve genç kalmaya yardımcı olur.Baş ağrısı ve kulak çınlaması hastalara fayda sağlar.Beyin felci geçirmiş insanlarda beyin aktivitesini arttırır ve beyin basıncını düşürür.Zihin ve bedeni yorgunluğa karşı direnci arttırır.
|
|
|
|
GÜVEY OTU - origanum vulgare
Özellikleri ve Bileşimi:
3.5 metre boyunda, yaprakları limon kokulu, yaz aylarında leylak rengi çiçekleri vardır. Organik asitler, cineol, limonen, terpenler, geraniol ve borneol gibi maddeler vardır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
iştah açıcı, hazmı kolaylaştırıcı, hafif ateş gidericidir. Şeker hastalarının şekerini düşürmek için kullanılır.
|
|
|
|
|
ISIRGAN OTU - urtica diocia
Özellikleri ve Bileşimi:
Isırgan otu yakıcı özelliği ile tanınmaktadır. Isırganotunun yaprakları; flavon, C vitamini, demir, mineral tuzlar, bitki asitleri, betasitosterin, sterylglucosid, ve lignan içerirler. Tohumlarında; müsilaj, proteinler, sabit yağ, carotinoid ve clorophyll bulunur. Köklerinde ise; tanen, sterolen, sterylglucosid ve lignan vardır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Yaprakta, Flavon, C vitamini, demir, mineral tuzlar, bitki asitleri, beta sitosterin, amine(histamin). Tohumda, müsilaj, proteinler, sabit yağ, carotinoid, clorophyll.ökte, tanen, sterolen, sterylglucosid, lignan.
çayının başlıca özellikleri olarak, idrar arttırıcı, ödem çözücü, kan temizleyici, kan yaptırıcı, iltihap giderici, demir eksikliğini giderici ve organizmayı uyarıcı nitelikleri sıralanabilir. Bu temel niteliklerden yola çıkılarak, onun şu hastalıklara karşı başarıyla kullanılabileceğini belirtmek gerekir: Romatizma ve gut, romatizmal eklem deformasyonları, böbrek ve idrar yolları iltihabı, teşhis edilemeyen şiddetli baş ağrıları, prostat büyümesi, mide ve bağırsak ülseri, böbrek ve safrakesesi taşı, güçsüzlük ve bitkinlik halleri, kansızlık ve alyuvarlar eksikliği, demir eksikliği, tüm alerjik rahatsızlıklar( bahar nezlesi dahil), egzama, ergenlik sivilceleri, fistüller. Romatizma, gut, eklem deformasyonu, siyatik ve lumbagoya karşı, doğrudan hasta bölgelere sürülerek de kullanılır. Bitkinin yakıcı tüylerinin deriyi tahriş etmesiyle, uzun süreli, rahatlatıcı bir sıcaklık oluşur ve ağrılar diner. Başlangıçta rahatsız edici olan deri yanması bir süre sonra azalır ve daha sonra sona erer.
|
|
|
|
|
SATER - satureja hortensis
Özellikleri ve Bileşimi:
Hoş kokulu, küçük, şeritsi ve sivri uçlu yapraklarının üst yüzeyinde aslında yağ bezleri olan kabarık benekler bulunur, iki türü yaz başından sonbahara kadar açan çift dudaklı görünümdeki çiçekleri beyaz, pembe, mor ya da kırmızı renklerde olur. Çiçekleri olgunlaşınca, ikiye bölünmüş gibi görünen uzamış küre biçimli ve kahverengi parlak tohumlar verir. Bol güneşli yerleri, suyu iyi akıntılı (süzek), alkalik ve kum-kil karışımı gevşek toprakları seven saterler, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Saterlere hoş kokusunu veren yapraklarında yüksek oranda bulunan karvakrol adlı maddedir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Uyarıcıdır. Bu etkisiyle mideyi çalıştırır, iştahı açar ve sindirim işlemini kolaylaştırır. Hazımsızlığı giderir.
• Mide ve bağırsaklardaki aşırı gazı söktürür.
• İdrar söktürücüdür. Kanı ve idrar yollarını temizler.
• Terleticidir. Soğuk algınlığında iyileştirici etkisi görülür.
• Antiseptik (mikrop kırıcı) etkisi de vardır. Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına iyi gelir.
• Uzun zamanlardan beri afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu ileri sürülmektedir.
|
|
|
|
DAMLA SAKIZI - pistacia lentiscus
Özellikleri ve Bileşimi:
Bitkinin dal ve gövdesinden, mastix adı verilen sakız elde edilir. Ağacın gövdelerine yapılan yaralamalardan bir usare akar. Toplanan bu usare 2-4 haftada katılaşır. Soluk sarı renkli, kolaylıkla kırılabilen parça ve damlalar hâlindedir. Özel bir kokusu ve tadı vardır. Eter ve etonolde çözünür. Sakız içinde uçucu yağ, mastisik asit, mastisin ve acı maddeler bulunmaktadır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Kısırlık için etkilidir.
• Bronşları ve nefesi açar, astıma iyi gelir.
• Diş problemlerinin tedavisinde faydalıdır.
• Antiseptik özelliği sayesinde ağız hijyeni sağlar.
• Dişleri korur.
|
|
|
|
SANDALOZ SAKIZI - thuja articulata.
Özellikleri ve Bileşimi:
Reçine, tanen, sabit ve uçucu yağ içerir. Sandaloz sakızı, 5-6 metre boyunda Kuzey Afrika’da yetişen bir ağaçtan elde edilen bir maddedir. Açık sarı veya beyazımtrak renkli, üzeri tozlu bir tabaka ile kaplı, kolaylıkla kırılan ve sıcakta sakız gibi yumuşayan özel ve kokulu taneciklerdir. Sandaloz, limon tuzuna benzeyen şeffaf ve katı bir maddedir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Haricen yakı şeklinde siyatik, bel, boyun ve romatizmal hastalıklarda (siyatik ağrılarda) kullanılabilmektedir. Sandaloz sakızı düzenli kullanıldığında kilo verdirir.
|
|
|
|
SERVİ KOZALAĞI - cupressus sempervirens
Özellikleri ve Bileşimi:
Parlak gri renkli, 2-4 cm çapında, küremsi şekilli bir kozalaktır. Reçine kokulu ve buruk lezzetlidir. Tanen ve uçucu yağ (% 0.4) taşımaktadır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Kabız, ateş düşürücü, terletici, idrar arttırıcı ve kan kesici etkileri bulunmakta-dık. Haricen basura ve kokulu ayak terlemelerine karşı kullanılmaktadır. Eskiden beri, çocukların gece işemelerine karşı kullanılır.
|
|
|
|
|
PAPATYA - matricaria chamomilla
Özellikleri ve Bileşimi:
Matricaria cinsi papatyalar içinde anayurdu Avrasya olan ve ülkemizde de çok yaygın yetişeni, Adi ya da Tıbbi papatya (M. chamomilla) türüdür. 25-50 cm. kadar boylanabilen, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir. Sarı renkli tüpsü çiçeklerinden oluşan çiçek başı kubbe gibi çıkıntılı ve içi boştur. Bunların çevresindeki dilsi çiçekleri beyaz renkli olur. Uçucu yağ (% 0.2-1), rezin, acı madde ve fenolik bileşikler (flavonlar, kumarın) taşımaktadır. Uçucu yağ içinde chamazulen, terpenik ve seskiterpenik (bisabolol, bisabololoksit, bisabolo-noksit gibi) bileşikler bulunmaktadır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Yatıştırıcı, tonik ya da boğaz ağrıları antiseptiği olarak, yaş veya kurumuş çiçeklerinden hazırlanan infüzyon, günde birkaç kez içilebilir.
• Uykusuzluğa karşı aynı infüzyondan gece yatmadan önce bir bardak içilir.
• Akne durumunda bu infüzyonla yüz yıkanıp kurulanırsa cildi temizler.
• Romatizma ağrılarına karşı, zeytinyağında 10-15 gün kadar bekletilen çiçekleriyle elde edilen eriyiği (özütü) ağrılı yerlere uygulanır.
• Saçlara çok yararlı olan bir banyo suyu hazırlamak üzere çiçekleri suda kaynatılır.
• İştah artırıcı, yatıştırıcı: mide ve bağırsak gazları ile safrayı söktürücü, idrarı artırıcıdır.
• Boğaz ağrılarına karşı kullanılır.
• Yaraları iyileştirici olarak aynı dekoksiyon yaralara dıştan kompres olarak uygulanır.
• Saç rengini açmak üzere, gene bu dekoksiyon kullanılır.
|
|
|
|
MEYAN KÖKÜ - glycyrrhiza glabra
Özellikleri ve Bileşimi:
Glycyrrhizin (şekerden 50 kere daha tatlı), steroller ve çok sayıda flavon(Liquiritin, liquiritigenin vs) içermektedir. Meyan kökünün içinde tıbbi ilaçlarda kullanılan kumarin izoflavan gibi maddeler bulunmaktadır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Balgam söktürücü, mukoza koruyucu, antiseptik, böbreküstü bezlerini etkileyici, kramp çözücü, ve müshilde kullanılmaktadır.
Uyarı: Önerilen dozajlara uymak kaydıyla, tedavi kürleri 4-5 haftayı aşmamalıdır. Aksi halde, eklemlerde ve yüzde ödemler oluşabilir; dışkılanan sodyum miktarı azalır ve potasyum miktarı artar. Uygulanan tedavi süresince, örneğin muz ve kuru kayısı gibi potasyum açısından zengin olan besinlerin tüketilmesi doğru olur.
|
|
|
|
SÜPÜRGE OTU - calluna vulgaris
Özellikleri ve Bileşimi:
Funda ya da süpürge otu diye de bilinen bitki, pembe renkte çiçekler açan ve yaprak dökmeyen bir çalı bitkisidir. Tanen, glikozid, arbutin ve uçucu yağ içerir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
İshali keser. İdrar yollarını temizler ve idrar söktürür. Zayıflamaya yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşları düşürmekte faydalıdır. Anne sütünü arttırır. Kanı temizler. Kasları güçlendirir. Gece altını ıslatma şikayetlerini gidermeye yardımcı olur.
|
|
|
|
YULAF - avena sativa
Özellikleri ve Bileşimi:
Yulaf tanesi sabit yağ, azotlu maddeler ve karbonhidrat (% 60 civarında) taşımaktadır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Orta çağdan beri gıda ve ilâç olarak kullanılmaktadır. Haricen yulaf lapası çıbanları olgunlaştırmakta kullanılır. Dahilen dekoksiyon (% 5) halinde, idrar arttırıcı, müshil, kuvvet verici ve yatıştırıcı olarak kullanılır.
|
|
|
|
SİNİRLİ OT - plantago major, plantago lanceolata
Özellikleri ve Bileşimi:
Yöresel olarak, "sinirli yaprak", "bağa yaprağı" ve "ateş yaprağı" diye de tanınırlar. Müsilaj, acı maddeler, flavonlar, silisik asit ve aucubin glikoziti başlıca etken maddeleridir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Bitkinin antibiyotik etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sinirliot genellikle solunum organları hastalıklarında kullanılmaktadır. Özellikle, balgamlanma, öksürük, boğmaca, akciğer astımı ve akciğer tüberkülozunda etkilidir. Kanı, akciğeri ve mideyi temizler. Karaciğer ve mesane rahatsızlıklarında da çok yararlıdır.
|
|
|
|
YAKI OTU - epilobium angustifolum
Özellikleri ve Bileşimi:
Yakıotunun sap, yaprak ve çiçekleri tannidler, Beta-Sitosterin şekerler ve flavonlar içermektedir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
İdrar kesesi hastalıklarında, Mesane, prostat, döl yatağı kanseri ve böbrek hastalıklarında kullanılmaktadır.
|
|
|