|
|
ALZHEIMER Nedir?
Alzheimer hastalığı beynin düşünme, hafıza ve dil bölümlerini etkiler. Hastalığın başlangıcı sinsidir ve yıkım genellikle yavaştır. Günümüzde hastalığın sebebi bilinmemektedir.
Alzheimer hastalığının adı, 1906 yılında alışılmadık bir akıl hastalığından öldüğü düşünülen bir kadının beyin dokusundaki değişiklikleri betimleyen Dr. Alois Alzheimer'dan gelmektedir. Bu değişiklikler bugün Alzheimer hastalığının karakteristik anormal beyin değişiklikleri olarak bilinmektedir.
Alzheimer hastalığı, toplumun bütün gruplarını etkiler ve sosyal sınıf, cinsiyet, etnik grup ya da coğrafi bölge ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Ayrıca, Alzheimer hastalığı yaşlılar arasında daha sıklıkla görülmekle birlikte genç insanlar da bu hastalıktan etkilenebilmektedirler.
Belirtileri
Alzheimer hastalığı her insanı farklı biçimde etkiler. Etkisi büyük ölçüde kişinin hastalıktan önce nasıl olduğu ile ilgilidir, örneğin, kişilik, fiziksel durum ve yaşam biçimi gibi. Alzheimer hastalığının semptomları üç gelişim aşaması şeklinde en iyi akla girebilir: erken dönem , orta dönem ve geç dönem.
Alzheimer hastalığı olan herkes bütün bu semptomları göstermez ve bu semptomlar kişiden kişiye değişir. Bu aşamalar bakımı üstlenenlerin potansiyel problemlerin farkında olmaları ve gelecekte ihtiyaç duyulacak bakım gerekliliklerine hazırlanmaları açısından rehberlik edebilirler. Hiçbir hasta, hastalığın ilerleyişini bir diğer hasta ile aynı şekilde yaşamaz.
Bu semptomların bazıları aşamaların herhangi birinde ortaya çıkabilir, örneğin geç dönemde sıralanmış olan davranış değişiklikleri orta dönemde yaşanabilir. Aynı zamanda bakımı üstlenenler her dönemde kısa, aklı basında dönemler yaşanabileceğinin farkında olmalıdırlar.
Teşhisi
Teşhis edebilmek için basit bir test bulunmamaktadır. Alzheimer hastalığının teşhisi, kişinin fiziksel ve mental durumunun muayenesinin yanı sıra, yakın bir akraba ya da arkadaşından kişinin geçmişinin incelenmesiyle konulur. Hafıza kaybına yol açabilecek diğer hastalıkları ya da koşulları dışarıda bırakmak çok önemlidir.
Alzheimer hastalığının teşhisi ancak beynin otopsiyle incelenmesi sonucunda kesinleşebilir.
Evreleri
Erken Dönem
Erken dönem, profesyoneller, akrabalar ve arkadaşlar tarafından genellikle gözden kaçırılır ve yanlış bir şekilde "yaşlılık" ya da yaşlanmanın normal bir parçası gibi adlandırılır. Hastalığın ilk başlangıcı sinsi olduğu için başladığı kesin tarihi belirlemek zordur. Kişi:
• Konuşmayla ilgili zorluk çekebilir
• Önemli hafıza kayıpları -özellikte kısa dönemli- sergileyebilir
• Zamanı şaşırabilir
• Tanıdığı yerlerde kaybolabilir
• Karar vermede güçlükler yaşayabilir
• İnisiyatif ve motivasyon eksikliği gösterebilir
• Depresyon ve sinirlilik belirtileri gösterebilir
• Hobi ve aktivitelerine ilgisini kaybedebilir
Orta Dönem
Hastalık ilerledikçe, problemler daha belirgin ve kısıtlayıcı olmaya başlar. AH olan kişi günlük yaşamında zorluklar çekebilir ve;
• Çok unutkan olabilir- özellikle yakın zamanda yaşanmış olayları ve kişilerin isimlerini hatırlamada
• Kendi basına sorunsuz bir şekilde yaşayamaz hale getir
• Yemek pişiremez, temizlik ya da alışveriş yapamaz
• Son derece bağımlı hale gelebilir
• Giyinme ve kişisel hijyen açısından örneğin; tuvalet, yıkanma gibi yardıma ihtiyaç duyabilir.
• Giderek artan konuşma zorluğu çeker
• Dolaşma zorlukları ve diğer davranışsal anormallikleri gösterir
• Evde ve topluluk içinde kaybolur
• Halüsinasyonlar olabilir
Geç Dönem
Bu, tamamen bağımlılık ve hareketsizlik dönemidir. Hafıza sorunları oldukça ciddidir ve hastalığın fiziksel yanı gittikçe göze çarpar hale gelir. Kişi;
• Yemek yemede zorluklar yaşayabilir
• Akrabalarını, arkadaşlarını ve alışıldık nesneleri tanımayabilir
• Olayları anlama ve yorumlama güçlüğü çekebilir
• Ev çevresinde yolunu bulamayabilir
• Yürüme zorluğu çekebilir
• Mesane ve bağırsak sorunları yaşayabilir
• Toplum içinde uygun olmayan davranışlar gösterebilir
• Tekerlekli sandalye ya da yatağa bağımlı hale gelebilir
|
|
|
|
|
NEPHROCOL Hakkında
Progresif zihinsel gerileme hafıza ve kognitif işlev kaybı, günlük yaşam aktivitelerini sürdürememe karekteristik olarak simetrik ve genellikle yaygın dalgalardan oluşan EEG patern teşhisi genellikle benzer diğer hastalıkların elenmesi ile yapılır. Beyinde alüminyum birikimi Alzheimer hastalığı gelişimine küçük ölçüde katkıda bulunur. Anormal parmak izi örnekleri hem Alzheimer hemde DOWN sendromuyla bağdaşmaktadır. Ancak Alzheimer hastalığının temel eksikliği asetil transferaz enziminin hasar görmüş aktivitesine bağlıdır.
NEPHROCOL - Biyolojik özellikleri
• Tamamı doğal bitkisel bazda 17 farklı bitki türlerinden Fuomlife formülüyle elde edilmiştir.
• Fuomlife doğanın tedavi yasasına göre geliştirilmiş bir etkinliğe sahiptir.
"Hastalığa değil, hastanın bütününe etkilidir."
• Kullanmaya başladıktan sonra 1-3 gün içinde kendinizi biraz daha kötü hissetmenize neden olan hastalık belirtilerinde artış olabilir. Bu durum vücudun kendini yeniden ayarlamasının bir belirtisi olarak kabul edilir. Çünkü hastanın genel sağlık dengesi yerine geldiğinde vücut kendi kendini çok daha rahat tamir ve tedavi edebilir. Bu süreçle karşılaşıldığında ürün kullanımına kesinlikle devam edilmelidir.
• Cerrahi müdahale gerektirmeyen, geriye dönüşümü olan vakalarda ve tıbbın bütün dallarında kullanılır.
• Doğal tedavi yöntemleri Amerika ve tüm Avrupa ülkelerinde 200 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır.
NEPHROCOL - Kullanım Alanları
Doktorunuzca teşhisi konulmuş;
• Beyin damar hastalıkları
• Parkinson ve migren gibi nörolojik hastalıklarda
• Sinirsel depresyona karşı
• Epilepsi
• Sinirsel kronik yorgunluğa karşı
• Halsizlik, isteksizlik sorunlarına karşı koyan bitkisel gıda takviyesidir, ilaç yerine geçmez, kimyasal bileşimi yoktur.
Kullanım şekli ve dozu:
Erişkinde;
• 16 yaş üstü : günde 3 kez aç karnına 10ml
• 11 - 16 yaş arası : günde 3 kez aç karnına 7.5ml
Çocuklarda;
• 06-11 yaş arası : günde 3 kez aç karnına 5ml
• 2 - 05 yaş arası : günde 2 kez aç karnına 2,5ml Ağızda çalkalamak suretiyle içilmesi (sublingual) etkinliği artırır.
• 3 - 23 ay arası : günde 2 kez Anne sütü, mama ve benzeri gıdaların içine yarım çay kaşığı ölçüsünde alınmalıdır.
Kullanım Önerileri
• Fuomlife ürünü alınmasından 20 dakika önce ve sonrasında bir şey yiyip içilmemelidir.
• Kullanımdan sonra ağız su ile çalkalanmamalı ve sigara içilmemelidir.
• Fuomlife ürünlerinde etkinlik, hastalığın akut ve kronik olma durumuna göre 2 ile 4 hafta arasıdır.
• Doktorunuzca önerilen kullanmakta olduğunuz ilaçlarla birlikte alınmasında sakınca yoktur. Bildirilmiş ilaç etkileşimine rastlanmamıştır.
Bitkisel destek ürünlerinin en uygun koşullarda üretilmeleri ve gerekli güvenlik koşullarını taşımaları halinde kullanılmaları gerektiği unutulmamalıdır. (Ref: Medicines and HealtCare Products Regulatory Agency UK-http://www.mca.gov.uk)
Ticari takdim şekli ve ambalaj muhtevası:
Fuomlife Nephrocol 200ml oral süspansiyon olarak PE şişede ve ölçü kabı ile karton kutuda sunulmaktadır.
Doz aşımı:
Bünye ihtiyacı kadarını aldıktan sonra gerisini idrar ve bağırsak yoluyla dışarı attığından vücutta birikimi söz konusu değildir.
Saklama koşulları:
Buzdolabında veya 25° aşmayan sıcaklıkta muhafaza ediniz. Direk güneş ışığından koruyunuz. Kullandıktan sonra şişe kapağını kapatmayı unutmayınız.
|
|
|
|
NEPHROCOL Bitkileri
Ürünümüzde aşağıdaki bitkilerin gıda değerlerine bağlı olarak vücuda takviye sağlayabilecek optimum molekülleri kullanılmıştır.
|
|
|
NERGİS - calendula officinalis
Özellikleri ve Bileşimi:
Sonbahar sonlarına kadar bahçelerden taze olarak toplanabilir. Calendula-sapogenin, eterli yağ, saponinler, glikozitler, carotinoid, xantophyll, müsilaj, flavonlar ve organik asitler içerir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
İltihap giderici, antibakteriyel, yara iyileştirici, mantar hastalığını iyileştirici, safra salgılarını artırıcı, kramp çözücü, lenf sistemini temizleyici, adet kanamalarını artırıcı olarak kullanılmaktadır.
|
|
|
|
KUŞBURNU - rosa canina
Özellikleri ve Bileşimi:
Gülgiller familyasındandır. Aslında tüm bahçe gülleri yabani gülden türemiştir. Anadolu'da orman açıklıkları, kayalık kırsal yöreler ve yol kenarlarında kendi kendine yetişen yabani gül, 1-3,5 m. kadar boylanabilen, gövdesi ve dalları dikenli olan bir ağaççıktır. Kuşburnu, özellikle C vitamini ile tanen, pektin, karoten, meyve asitleri ve yağ yönünden zengindir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
En iyi doğal C vitamini kaynağıdır. Enfeksiyonlara ve soğuk algınlıklarına karşı bedenin direncini artırır.Hafif müshil etkisi vardır.Hafif idrar söktürücü etki taşır.Tonik ve besleyicidir: Bedendeki güçsüzlük ve bitkinlik durumlarına karşı en iyi doğal ilaçtır. Hafif bir doku ve damar büzücüdür. Diyare durumunda ishali kesici etki yapar.Safra kesesi, böbrek ve mesane sorunlarında bedeni destekler.
|
|
|
|
|
ATKUYRUĞU - equisetum arvense
Özellikleri ve Bileşimi:
%60-70 dolaylarında silisik asit, potasyum tuzları, flavon glikozitleri, saponin, alkaloitler, acı maddeler ve tanen.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Etkileri: Sıkıştırıcı/sağlamlaştırıcı, idrar söktürücü, öncelikle bacak ödemlerini çözücü, yara iyileştirici, kronik öksürükleri yatıştırıcı, akciğeri güçlendirici, kan temizleyici.Kullanım alanları: Romatizma, gut, kronik öksürük, akciğer hastalıkları ve bacak ödemleri. Önemli özelliği, bedende biriken sıvıları(ödemleri) organizmanın mineral dengesini bozmadan dışkılayabilmesidir. Böbrek, idrar yolları ve mesane iltihabında başarıyla kullanılabilir. Yüksek oranda içerdiği silisik asit sayesinde, akciğer hastalıklarında, katılgandoku, deri, saç ve tırnaklarla ilgili rahatsızlıklarda kullanılmalıdır. Tüm deri hastalıklarında ve geç iyileşen yaralarda, kompres, yıkama veya banyo katkısı olarak kullanılabilir. Ayrıca, banyo katkısı olarak, kan dolaşımı bozukluklarında, kırıklar nedeniyle oluşan şişliklerde, bacak yaralarında ve deri rahatsızlıklarında da kullanılabilir. Romatizma ve gut hastalıkları da, metabolizma bozukluğundan kaynaklanan hastalıklar olduğu için, silisik asit içerikli banyolarla çok olumlu etkilenebilirler. Ayrıca, bel ağrılarında alınan tam banyolar çok rahatlatıcı olabilir. Bademcik, dişeti ve ağız boşluğu iltihabında gargara ve çalkalama biçiminde kullanılır. İstem dışı idrar kaçırmaya ve çocukların uykuda idrar kaçırmalarına karşı çay kürleri uygulanmalıdır. Prostat büyümesi ve prostat iltihabına karşı kullanılabilecek bitkilerin başlıcalarındandır.
|
|
|
|
ÇOBAN ÇÖKERTEN - tribulus terrestis
Özellikleri ve Bileşimi:
Yabankimyonugiller familyasındandır.Yatık gövdeli, bileşik yapraklı, açık sarı renkte küçük çiçekli bir yıllık otsu bir bitkidir. Meyveleri boynuz biçiminde dikenlidir. Kurutulmuş meyvelerinden infüzyon yolu ile faydalanılır. Sabit yağ, rezin ve alkoloit içerir. Çadır dikeni, Çarık dikeni, Çoban çökerten, Deveçökerten gibi adlarla da bilinir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
İdrar söktürücü ve taş düşürücü etkisi vardır. Tonik olarak kullanılır. Kolesterol düşürülmesinde etkilidir.
|
|
|
|
|
ISIRGAN OTU - urtica diocia
Özellikleri ve Bileşimi:
Isırgan otu yakıcı özelliği ile tanınmaktadır. Isırganotunun yaprakları; flavon, C vitamini, demir, mineral tuzlar, bitki asitleri, betasitosterin, sterylglucosid, ve lignan içerirler. Tohumlarında; müsilaj, proteinler, sabit yağ, carotinoid ve clorophyll bulunur. Köklerinde ise; tanen, sterolen, sterylglucosid ve lignan vardır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Yaprakta, Flavon, C vitamini, demir, mineral tuzlar, bitki asitleri, beta sitosterin, amine(histamin). Tohumda, müsilaj, proteinler, sabit yağ, carotinoid, clorophyll.ökte, tanen, sterolen, sterylglucosid, lignan.
çayının başlıca özellikleri olarak, idrar arttırıcı, ödem çözücü, kan temizleyici, kan yaptırıcı, iltihap giderici, demir eksikliğini giderici ve organizmayı uyarıcı nitelikleri sıralanabilir. Bu temel niteliklerden yola çıkılarak, onun şu hastalıklara karşı başarıyla kullanılabileceğini belirtmek gerekir: Romatizma ve gut, romatizmal eklem deformasyonları, böbrek ve idrar yolları iltihabı, teşhis edilemeyen şiddetli baş ağrıları, prostat büyümesi, mide ve bağırsak ülseri, böbrek ve safrakesesi taşı, güçsüzlük ve bitkinlik halleri, kansızlık ve alyuvarlar eksikliği, demir eksikliği, tüm alerjik rahatsızlıklar( bahar nezlesi dahil), egzama, ergenlik sivilceleri, fistüller. Romatizma, gut, eklem deformasyonu, siyatik ve lumbagoya karşı, doğrudan hasta bölgelere sürülerek de kullanılır. Bitkinin yakıcı tüylerinin deriyi tahriş etmesiyle, uzun süreli, rahatlatıcı bir sıcaklık oluşur ve ağrılar diner. Başlangıçta rahatsız edici olan deri yanması bir süre sonra azalır ve daha sonra sona erer.
|
|
|
|
|
KEKİK - thymus Sp.
Özellikleri ve Bileşimi:
Kekik (Thymus serpyllum, Thymus vulgaris) çimenlik tarla kıyılarında, orman kıyılarında, ve çayırlardaki karınca yuvalarının üstünde yer almaktan hoşlanır. Güneş ve sıcak istediği için, toprak sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık bölgelere çoğalır. Güneşli öğlen sıcaklarında menekşe renkli çiçeklerinden yayılan güzel koku, arıları ve böcekleri kendisine çeker. Kendilerine özgü bir kokuya sahip olan bu çiçekler beni çocukluğumdan beri etkilemiştir. Ülkemizde kekik adı altında Origanum (Mercanköşk türleri) türlerinden elde edilen drogun satışı yapılmaktadır. Eterli uçucu yağ; Thymol (%50 civarında), Carvacrol, Borneol, Cymol, Pimen, Tanen ve flavonlar içerir
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Sindirimi kolaylaştırır. Şifalı bitki olarak kekik; öncelikle kramp çözücü, dezenfekte edici ve balgam söktürücü olarak kullanılır. Akciğer ve bronşlar, mide ve bağırsaklar, kekiğin başlıca kullanım alanlarıdır. Bitkinin önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp, bronşiyal kasları etkileyerek, krampları çözebilir. Kekik tentürü friksiyonları ile (ovarak sürme) romatizmal ağrılar, sinirsel rahatsızlıklar ve organ titreklikleri tedavi edilebilir. Sıcak kekik yastıkları ağrılı bölgenin üstüne konularak büyük rahatlıklar sağlanabilir. Bu küçük bitki yastıklarını herkes hazırlayabilir. Kekik, öksürük ve mide rahatsızlıklarına karşı başka bitkilerle karıştırılarak daha da başarılı biçimde kullanılabilir.Kekik yağı, kötürümlükte, kalp krizlerinde, organ sertleşmesinde (skleroz ), kas erimesinde, romatizmada ve burkulmalarda kullanılabilir. Mide ve dölyatağı kramplarında bitkinin içten ve dıştan kullanılması önerilir.
Uyarılar : Kekik Çayı, içerisindeki en etkili madde olan eterli uçucu yağın (Thymol) yitirilmemesi için hiçbir zaman kaynatılmaz! Hamilelerin (Düşükleri kolaylaştırır ve bebeğin rahimden çıkmasını çabuklaştırır.) kullanmaması tavsiye edilir. Önerilen dozlar aşılmadığında, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Fakat kekik yağının içten kullanımında aşırılığa kaçılması, tiroid bezinin işlevini arttırabilir. Bu nedenle guatr hastalarının kekik yağını kullanmaması tavsiye edilmektedir. Kekik çayı içimi ise böyle bir duruma yol açmaz.
|
|
|
|
|
ANASON (mesirotu) - pimpinella anisum
Özellikleri ve Bileşimi:
Küçük beyaz çiçekli, 30-60cm yükseklikte, tüylü, bir yıllık bir kültür bitkisidir. Doğada aramamak gerekir. Herkesin tanıdığı, hoş, aromatik bir kokusu vardır. Genelde %2-4 oranında değişen uçucu yağdan kaynaklanır bu koku. Anethol, uçucu yağın ana maddesidir. Ayrıca şeker ve albümin de içerir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Anason öncelikle gaz söktürücü, mideyi güçlendirici ve öksürüğü yatıştırıcı olarak kullanılmalıdır. Sürekli hıçkırıklarda bir bardak anason çayı denenebilir. İştah açıcı, mideyi rahatlatıcı, yatıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı olarak kullanılabilir. Uykusuzluğa karşı da denenebilir. Bebeklere ve küçük çocuklara gaz sıkıntılarında ve öksürüklerde anason çayı içirilmelidir. Tadı ve kokusu hoş olmayan bitki çaylarına veya bitkisel kaynaklı ilaçlara aroma katkısı olarak da kullanılabilir. Anason çayı, yeterli olmayan anne sütünü arttırır.
Başlangıçta, mide şişkinliğine ve gazına karşı anasonun yararlarından söz edilmişti. Evet, anason bu alanda oldukça rahatlatıcıdır, ama frenk kimyonu ondan da etkilidir. Öksürük tedavisinde de, anasondan önce rezene gelir. Belki anason etkinlik açısından bu iki bitkinin gerisinde kalabilir, ama onun öne çıkan özelliği de, tadının çok iyi olmasıdır. Bu nedenle, yetişkinler ve çocuklar için mide şişkinliği ve gazına karşı hazırlanacak çaylarda, bu üç bitkinin eşit oranda karıştırılarak kullanılması çok daha yararlı olacaktır.
Yan etkiler: Çok ender olmakla birlikte, solunum yolları veya sindirim organları alerjisi görülür.
|
|
|
|
|
KUDRET NARI - momordica charantia
Özellikleri ve Bileşimi:
Kudret narı şeker hastalığı tedavisinde en önemli etkileri yaratan saponin ve triterpen maddeleri içermektedir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Yürütülen çalışmalar bu meyvenin vücudun insülin üretiminin denetlenmesinde ve bu sayede de kandaki şeker oranının kontrol edilmesinde rol oynayabileceğine işaret etmektedir.Kudret narının serum glikozu düzeyleri üzerindeki etkisi insülin dışı bağımlılıkları olan 100 şeker hastası üzerinde deneye tabi tutulmuştur. Bu hastalardan 86’sında hem perhiz hem de yemek sonrasında serum glikozu düzeylerinde önemli azalmalar görülmüştür. Kudret narı verilen şeker hastaları üzerinde yürütülen çalışmalarda kolesterol düzeyleri de düşürülebilmiştir. Bu da kudret narının bazı kardiyovasküler risk faktörlerinin azaltılmasına katkıda bulunabileceğine işaret etmektedir. Kudret narının olgun meyveleri Türk halk hekimliğinde harici surette yaraların tedavisinin hızlandırılmasında ve dahili surette de peptik ülser tedavisine yardımcı olarak kullanılmıştır. Peptik ülser tedavisinde kullanımının yararları hayvanlar üzerinde yürütülmüş tıbbi deneylerle de ortaya konulmuştur. Kudret narı AIDS’ e yol açan HIV virüsü ile mücadele kapsamında da incelenmiştir. Anti – HIV özelliği bulunan bir bitkisel protein kudret narı bileşenleri arasında keşfedilmiş ve virüsün ömrünün çeşitli aşamaları üzerinde etki özelliği bulunduğu görülen bu protein kudret narından ayrıştırılabilmiştir. Başka çalışmalarda kudret narının kanserli tümörlerin gelişimini engelleyici özelliği bulunabileceğini düşündürmüştür. Şeker hastalığı üzerinde olumlu etkileri . Kandaki şeker oranını düzenlemeye yardımcı etkileri . HIV virüsüne karşı korumaya yardımcı etkileri .Tümör hücreleri gelişimini engellemeye yardımcı etkileri Mide rahatsızlıklarının azaltılmasına yardımcı olur .
|
|
|
|
MÜRVER - sambucus nigra
Özellikleri ve Bileşimi:
Çiçekler; sambunigrin glikozidi, rutin, eterik yağ, kolin, vitamin C, organik asidler, glikozidli maddeler, reçine tanenler. Kuru yapraklar; sambunigin, eterik yağ, aldehidler, taze yapraklarda fazladan vitamin C ve provitamin A, tanenler, sambusin. Kabuklar; eterik yağ, kolin, fitosterin, valerian asidi, tanenler, reçine. Meyveler; boyama, demir, hrizantemin, sumbusin, sepi maddeler, karbon ve amino asidleri, vitamin B- kompleks, meyve asidleri ve şekerler.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Antienflamatik / iltihaplanmaları önleyici, antihemolitik / hemoliz önleyici, antihiperglisemik / kan şekerini düşürücü, hafif kabız yapıcı, romatizmal ağrıları hafifletici, terletici.
|
|
|
|
BÖĞÜRTLEN - rubus fruticosus
Özellikleri ve Bileşimi:
Böğürtlen, ayrıntılı tanıtım gerektirmeyen bitkilerdendir. Belirli bir çiçeklenme zamanı yoktur. Mayıs ayından kış başlangıcına kadar çiçeklenir. Yani, bitkide çiçeği ve olgun meyveyi birlikte görmek mümkündür. Meyveler önce yeşil, sonra kırmızı ve olgunlaştığında morumsu-siyah renklidir. Olgun meyvenin özsuyu, değerli meyve asitleri, mineraller ve vitaminler içerir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Hoş bir tadı olan meyve kan yaptırıcı etki içerir. Ama en önemli özelliği, ses kısıklıklarında büyük bir başarıyla kullanılabilmesidir. Bu durumda, ılıklaştırılan taze meyve suyu, derin gargaralardan sonra küçük yudumlarla yutulmalıdır. Özellikle ses sanatçıları, öğretmenler ve politikacılar için bu tedavi biçimi çok yararlı olabilir. Ama uzun süren ses kısıklıklarında mutlaka bir uzman doktora görünmek gerekir.
|
|
|
|
|
BOYSEN BÖĞÜRTLENİ - rubus deliciosus
Özellikleri ve Bileşimi:
Koyu renkli yapraklara sahiptir, olgunlaşması ise biraz geçtir. Meyveleri uzun konik, iri (3 cm uzunluğunda, 8 gr ağırlığında) siyaha yakın mor renktedir. Mükemmel derecede aromalı ve büyük çekirdeklidir. Ayrıca boysen meyvelerinin sap kısmı çekilerek koparıldığında aynı ahudududa olduğu gibi boşluk kalmaktadır. Verimi oldukça yüksektir. Gerek sofralık gerekse soğuk dondurmaya elverişlidir. Dondurmaya elverişli olduğu için oldukça yaygındır. A, B, C vitaminleri ve diyet için lifli (çözülen veya çözülmeyen) yapıları çok büyük degere sahiptir. Örnegin ahududu ve bögürtlenler her 100 g da 4-6 g lif içermektedir. quercetin, myricetin ve kaempferol gibi flavonoidler bulunur.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Yüksek miktarda lif alımının kolon kanseri ve kalp hastalıklarına karsı koruyucu etki yaptıkları belirlenmistir. Bu meyvelerde dogal olarak doymus yaglar, kolestrol, kalori ve sodyum düsüktür.
|
|
|
|
FRENK KİMYONU - carum carvi
Özellikleri ve Bileşimi:
Frenk kimyonu, karvon ve limonen adlı maddelerden oluşan ve %6'ya varan orandaki uçucu yağ ile sabit yağ, reçine ve taneni içerir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Bebek emziren annelerde süt gelişini artırır.
• Bedeni uyarıcı ve iştah açıcıdır.
• Sindirimi kolaylaştırır. Özellikle çocuklarda gaz söktürücü ve karın ağrılarını iyileştirici etkisi vardır.
• İdrar söktürücüdür.
• Kadınlarda aybaşı sancılarını hafifletir.
• Bronşitte ve astıma eşlik eden bronşit durumunda rahatlatıcıdır.
• Diyareyi (ishal) keser.
• Frenk kimyonu boğaz ağrılarında iyileştirici rol oynar. Bunun için aynı infüzyonla ılıkken günde birkaç kez derin gargara yapılır.
• Nefesin kokusunu da temizler. Bunu sağlamak üzere de, kuru frenk kimyonu tohumları ağızda çiğnenir.
|
|
|
|
|
KEREVİZ - apium grave olens
Özellikleri ve Bileşimi:
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirtilmiştir. B vitamini, demir ve kireç yönünden zengindir. İçeriğinde ’sedanonik anhidrit’, ’sedanolin’, ‘limonen’, ‘palmitik asid’ ve ‘gayakol’ gibi maddeler bulunmaktadır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Uzmanlar, lezzeti ve besin değerinde kayıp meydana gelmemesi için kereviz alırken don yememiş olmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Kerevizin içeriğindeki ’sedanonik anhidrit’, ’sedanolin’, ‘limonen’, ‘palmitik asid’ ve ‘gayakol’ gibi maddeler sayesinde zihinsel yorgunluğun giderilmesine iyi geldiğini kaydeden uzmanlar ayrıca B vitamini, demir ve kireç içeren kerevizin, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderdiğini ifade ediyorlar. Uzmanlar idrar söktürücü özelliğe de sahip bulunan kerevizin, böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olduğunu, şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiğini kaydediyorlar.
|
|
|
|
LİMON KABUĞU - citrus limon
Özellikleri ve Bileşimi:
Limonun etken Maddesi olan D-Limonen, diğer turunçgillerin kabuğunda da bulunmaktadır. Bileşiminde yüksek miktarlarda antioksidan maddeler de bulunur.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Etken maddesi D-Limonen normal hücrelerin Sağlıklı bir yaşam döngüsü sürdürmelerini sağlamaktadır. Hücrenin temel gik bileşeni olan DNA tahriplerini onarıcı etkisi sebebi ile kanserden korumaktadır. Limon kabuğu yağının kanser tedavisinde de etkili olduğu tesbit edilmiştir. Yalnız kanser hastalıklarında değil, yüksek tansiyonda da etkili olmaktadır. Kötü kolesterolün düşmesine yardımcıdır, iyi kolesterolü artırır. Kalp damar tıkanıklıklarına karşı yararlıdır. Bileşiminde yüksek miktarlarda antioksidan maddeler de bulunur. Güçlü antioksidan özelliği de kanserden ve kronik hastalıklardan koruyucu etkisine katkı sağlamaktadır.
|
|
|
|
TIBBİ NANE - mentha piperita
Özellikleri ve Bileşimi:
Tıbbi nane bitkisindeki yağlar içerisinde terpenler, serbest ve ester halinde mentol, menton ve mentofuran bulunmaktadır.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Tıbbi nane hazımsızlık, mide krampları ve gaz şikayetlerinin giderilmesinde yararlıdır. Ancak reflü şikayeti olanların kullanması önerilmez. Safra söktürücü özelliğine bağlı olarak yağlı gıdaların sindirimine yardımcı olur. Tıbbi nane yağı haricen uygulandığında artrit ve kas ağrılarının yanı sıra migren şikayetlerini de azaltıyor
|
|
|
|
GİNSENG - panax ginseng
Özellikleri ve Bileşimi:
Çinliler tarafından en az 2000 yıldan beri sağlığa yararlı özellikleri bilinen ginseng bitkisi, panaksosit adı verilen glikositleri, saponin ile B ve D grubu vitaminleri içerir.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
• Afrodizyaktır: Cinsel yetersizliğe karşı kullanılır.
• Toniktir: Akılsal ve fiziksel gücü artırır.
• Uyarıcıdır: Yorgunluk, güçsüzlük ve strese karşı dirençsizlik sorununu ortadan kaldırır.
• Kişinin fiziksel performansını ve hayatiyetini artırır. Onu fiziksel yönden zirveye taşır.
• Merkezi sinir sistemini güçlendirir.
• Düşük tansiyonu normal düzeye çıkarır.
• İştahı açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcıdır.
uyarı: Ginseng alımı bazı kişilerde baş ağrısına neden olur.
|
|
|
|
|
ADAÇAYI - salvia officinalis
Özellikleri ve Bileşimi:
Genellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişir. Anadolu da yaygın olarak 80 kadar değişik türü bulunur. Ama içerdikleri uçucu yağ oranının düşüklüğü nedeniyle, pek etkili değildirler. Tanen, uçucu yağlar ve acı maddeler.
Kullanım alanları ve etkileşimleri:
Adaçayı, değişik alanlarda kullanılabilen, çok yönlü bir bitkidir. Hastalık sonrasında görülen genel güçsüzlük hallerinde kullanılabilir. Bitki çayı, dişeti, ağız içi ve bademcik iltihaplanmalarında büyük yardımlar sağlar. Aşırı terlemeyi önler. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır. İçerdiği uçucu yağlar dezenfekte edici ve kramp çözücü etkiye sahip olduğu için, ishal olaylarında çok rahatlatıcıdır. Ama bitki öncelikle dıştan kullanım alanında çok etkilidir. Çünkü gerçekten, dişeti, ağız içi ve bademcik iltihaplanmalarında yapılan gargaralar ve çalkalamalar genellikle çok iyi sonuç verir. Bu iyileştirici etki, adaçayı-papatya yarı yarıya karıştırıldığında daha da artacaktır. Bu çay, gargara ve çalkalamalarda olduğu kadar, yara kompreslerinde de kullanılabilir.
Yan etkiler: Adaçayı bazı bünyelerde kan basıncını yükseltici etkiye sahip olduğu için, aşırı kullanımlarda dikkatli olunması gerekir. Ama alçak kan basıncından şikayetçi olanlar, yine dikkatli olmak kaydıyla ondan yararlanabilirler. Ayrıca, mideyi zorlamamak için, fazla miktarda uçucu yağ, acı madde ve tanen içeren bitki çaylarının tüketiminde aşırıya kaçmamak doğru olur. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
|
|
|